Gündem

Suriye’nin Kuzeyine Güvenli Bölge

ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeler neticesinde Suriye'nin kuzeyinde 'terörden arındırılmış güvenli bir bölge' oluşturulması fikri netlik kazandı. Ancak bölgenin kimin kontrolünde ve nasıl bir yönetim anlayışına sahip olacağına dair taraflardan herhangi bir uzlaşı açıklaması yapılmadı.

ABD Başkanı Trump’ın Twitter üzerinden Türkiye’ye yağdırdığı tehditler dikkatleri yeniden gerilen Türkiye-ABD ilişkilerine çevirmişti. Kuzey Suriye gibi jeopolitik bir konunun nasıl da ekonomik bir tehdite dönüşüverdiğini böylece hep beraber izlemiş olduk. Karşılıklı manevralarla gerginlik bir kaç gün içinde bastırılmış görülse de aslında ABD-Türkiye arasındaki sorun Brunson davasından çok daha ciddi.  Şimdilik sular durulmuş görünse de esas konu Suriye’de kurulacak güvenli bölge; PYD’nin geleceği ve tabi Türkiye’nin ABD bir yana PYD’li gruplarla gelecekte kuracağı ilişkinin çerçevesi.

‘GÖRÜŞMELER SÜRÜYOR’

Trump’ın, Amerikan askerlerinin Suriye’den çekileceğini açıkladığı 19 Aralık tarihinden sonra özellikle ülkenin kuzeyinin kimin ve hangi şartlarda kontrolünde olacağına dair bugüne kadar birçok taraf açıklamada bulundu. Ankara’nın, Fırat Nehri’nin doğusunda başlatmayı planladığı ancak ABD’nin çekilme kararıyla ertelediği askeri harekâta ilişkin halen somut bir girişim olmazken, Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye sınırında oluşturulması planlanan ‘güvenli bölge’ fikrini bir kez daha ortaya attı. Sonrasında Trump ile görüşen Erdoğan, bu fikri Suriye’nin kuzeyinde “terörden arındırılmış güvenli bir bölge” oluşturulması sözleriyle ifade ederken, bölgenin kimin kontrolünde ve nasıl bir yönetim anlayışına sahip olacağına dair taraflardan herhangi bir uzlaşı açıklaması yapılmadı. Türkiye-Suriye sınırından yaklaşık 32 kilometre (20 mil) güneye inmesi beklenen hatla ilgili ayrıntıların Türkiye ve ABD genelkurmay başkanlarının Brüksel’de yaptığı görüşmenin ardından biraz daha netleşmesi bekleniyordu. Ancak söz konusu görüşme sonrası olası ‘güvenli bölge’ hakkında basına bilgi verilmedi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Brüksel toplantısı sonrası “İlk görüşme Genelkurmay Başkanımız Yaşar (Güler) Paşa ile (Joseph) Dunford arasında Brüksel’de yapılmıştır. Askerlerimiz arasında, diğer kurumlarımız arasında, biz de tabii dışişleri bakanları olarak bu konuda görüşmelerimizi ABD tarafıyla sürdüreceğiz” ifadesini kullandı.

NERELERİ KAPSAYACAK?

Uzmanların ölçümlerine göre Fırat Nehri’nin doğusundan başlayarak Türkiye-Suriye sınırında oluşturulacak güvenli bölge 460 kilometrelik bir hat boyunca uzanıyor. Kesin ve resmi sınırlarının henüz kararlaştırılmadığı hattın, batıda Cerablus’tan başlayarak Sarrin ve Ayn İsa’nın kuzeyinden geçmesi muhtemel. Türkiye sınırı boyunca Kobani, Tel Abyad, Rasulayn, Kamışlı ve El Malikiye yerleşimlerini içine alan bölgeyi kapsayan hattın bazı kesimlerinde YPG unsurları varlık gösterirken, Kamışlı’nın kontrolü de Suriye ordusuna geçmiş durumda. Dolayısıyla buradaki YPG güçlerinin, oluşturulması planlanan güvenli bölgeden nasıl çıkarılacağı ve Şam yönetimi kontrolündeki alanlarda nasıl bir yönetim yapısı tesis edileceği yanıtlanmayı bekleyen önemli sorular olarak öne çıkıyor.

TÜRKİYE NE İSTİYOR?

Erdoğan’ın bahsettiği ‘güvenli bölge’ fikri aslında yeni bir girişim değil. Başbakan olduğu dönemde, Trump’ın selefi Barack Obama’ya ‘güvenli bölge’ fikrini açtığını hatırlatan Erdoğan, ABD’nin gerekli hava sahası kontrolünü ele alması durumunda Türkiye’nin de karada güvenliği sağlayabileceğini ve oradaki insanların yaşam koşullarının iyileştirilebileceğini söylediğini anımsattı. Konuya ilişkin konuşan Cumhurbaşkanı, “Üzerinde tüm ilgili arkadaşlarımızın konuşabileceği, değerlendirmeler yapabileceği ki benim de olumlu baktığım bir konudur, bu konu üzerinde çalışılabilir, hatta ve hatta bu 20 mil daha da uzatılabilir ve bu bölgede böyle bir adım atılabilir” ifadesini kullandı. Başta ABD olmak üzere DAEŞ’le mücadele koalisyonu güçlerinin gerekli lojistik ve maddi destek vermesi durumunda, o bölgedeki insanların güvenli bölgede yaşama şansı bulacağını belirten Erdoğan, TOKİ’nin de gerekli adımları atmaya hazır olduğunu belirtti. Türkiye’nin mültecileri çadır ve konteyner kentlerde barındırdığının altını çizen Erdoğan, “güvenli bölge noktasında da henüz atılmış ciddi bir adım yok” şeklinde konuştu.

ABD’NİN YAKLAŞIMI

Trump’ın, Amerikan askerlerinin Suriye’den çekileceğini açıklamasından yaklaşık bir ay sonra Erdoğan ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde gündeme gelen güvenli bölge fikri mevcut Washington yönetimi tarafından 2017 yılı başında da konuşulmuştu. ABD Başkanı, görevi devralmasından hemen sonra 25 Ocak 2017’de bir Amerikan kanalına verdiği söyleşide “Suriye halkı için kesinlikle güvenli bölgeler oluşturacağım” şeklinde konuşmuştu.

PYD’NİN TAVRI NE?

Türkiye’nin oluşturulmasını teklif ettiği güvenli bölge konusunda PYD terör örgütü tarafından farklı temsilciler aracılığıyla çeşitli mesajlar verdi. Açıklama yapan PYD, güvenli bölgelerin oluşturulmasına “uluslararası garantiler” verilmesi ve Suriye’nin doğusu ile kuzeyine “yabancı devletlerin müdahalesi” olmaması şartıyla destek verebileceklerini belirtti. PYD’li Aldar Halil ise, AFP’ye yaptığı açıklamada Türk ve Kürt güçler arasında bir çatışmayı önlemek için Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde uluslararası güçlerin konuşlandırılmasını kabul edebileceklerini belirtti. Ancak sözlerine devam eden Halil, “Diğer seçenekler Suriye’nin ve özerk bölgemizin toprak bütünlüğünü ihlal edeceği için kabul edilemez” ifadesini kullandı.

GÜVENLİ BÖLGE Mİ TAMPON BÖLGE Mİ?

PYD’nin bu talebi ise MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de uyardı tampon bölgenin ta kendisi. Aksine Erdoğan Türkiye’nin kontrolünde bir güvenli bölge olacağını söylerken PYD’ye arka çıkan ABD’nin 1992 yılında Irak’ın kuzeyindeki Çekiç Güç gibi bir tampon bölge kurması ihtimali tedirginlik yaratıyor. Öyle ki uyarısını sert bir dille yapan Bahçeli, “Bugüne kadar yaptıklarımız bir kalemde silinir” dedi.

MOSKOVA VE ŞAM’IN DURUŞU

Rusya ve Suriye, oluşturulması planlanan güvenli bölgenin Şam yönetiminin kontrolünde olması gerektiğini savunuyor. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, “Bu bölgelerle ilgili tek ve en iyi çözümün, bu alanların Suriye hükümetinin, güvenlik güçlerinin ve yönetim birimlerinin kontrolüne verilmesi konusunda ikna olmuş durumdayız” dedi. Şam yönetimi de peki tabi Ankara’nın planlarına karşı.

Devamını Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ayrıca Kontrol Edin

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı